HADES

Hades
Hades-et-Cerberus-III.jpg
Hades ve Kerberos (Cerberus)
Yeraltı Tanrısı
Özellikleri
Alanı Ölüler ve Yeraltı zenginlikleri
Mekanı Yeraltı-Ölüler Ülkesi
Semboller Kerberos ve görünmezlik miğferi
Görünüşü Asa ve taç kullanan, sakallı erkek
Kişisel bilgileri
Ebeveynler Kronos ve Rhea
Kardeşler Poseidon, Zeus, Hera, Hestia ve Demeter
Eşi Persephone
Çocuklar Melinoe

Hades

Hades, Yunan mitolojisinde yer altının, ölülerin tanrısıdır. 12 Olimpus tanrılarından biri olup tanrıların babası olarak bilinen Zeus’un kardeşidir. Cronus ve Rhea’nın oğulları olan Hades, kardeşleriyle birlikte ataları olan titanlara karşı savaşta galip gelmiş ve Zeus’un dünyayı kardeşleri arasından paylaştırırken Zeus’a gökyüzü, Poseidon’a denizler ve Hades de yeraltı düşmüştür.

Hades’in kelime anlamı “görünmeyen, görünmezlik” tanımlanmıştır. Burada kendisinin görünmemesini sağlayan bir miğfere sahiptir. Hades aynı zamanda yeraltı zenginliklerin ve elementlerin de tanrısıydı. Bu bağlamda Roma mitolojisinde kendisine “Pluton” denilmiş ve bu Pluton kelimesinin anlamı da “değerli”, “varlıklı”dır. Yeraltı zenginliklerinden dolayı da kendisine aynı zamanda bolluk, çokluk ve servet tanrısı yapmıştır.

Hades kardeşi Zeus ile mücadele halindedir. Hades özünde iyi bir tanrı olmasına rağmen acımasız ve korkunç olarak bilinmektedir. Ölülerin ve her faninin ölümünden sonra onun dünyasına giderdi. Bu yüzden insanlar kendisinden hep korkmuş, ismi pek anılmamıştır. Adına dahi tapınaklar yapılmamıştır. Hades’i yatıştırmak için hayvanlar kurban edilirdi. Ayrıca mitolojik öykülerde de adı pek rastlanmamaktadır. Ancak Hades ile ilgili en bilinen mitolojik hikaye ise Zeus’un ve Demeter’in kızı olan Persephone’yi kendisine eş olarak görmek istemesi neticesinde Persephone’yi bir gün çiçek toplarken yeraltına çekmesi ve onu kendi eşi yapmasıdır. Bu hikaye aynı zamanda ilyada destanında da geçmektedir. Aşağı kısımda Persephone’yi yer altına kaçırma hikayesini vereceğiz.

Hades’in yeraltı dünyası kendi içerisinde 3 bölümden oluşmaktaydı. Bu bölümlere de insanların öldüklerinde yaşamları boyunca iyi olup olmamasına göre yerleştirilirdi. Hades’in yeraltı dünyasının bölümleri ise; Elysium, Asphodel ve Tartaros kısımlarıdır.

Elysium denilen bölümde; insanların fani hayatında iyiyse bu bölümde kalırdı. İyilikten kasıt iyi bir yaşam değil özünde iyi bir insan olmaktır.
Asphodel denilen bölümde de; insanlar fani hayatında ne iyi ne de kötüyse bu bölümde geri kalan ölümlü hayatını yaşardı.
Tartaros denilen yer ise; insanlar için en korkunç ve en kötü yer olarak bilinmekte ve yerin en alttaki bölümdü. Bu bölüme kötüler atılırdı. Tartarus’a; katiller, Zeus ve Olimpus tanrılarına karşı düşmanlık gösteren kişiler gönderilirdi ve çok kötü bir yer olarak tasvir edilirdi.

Hades’in dünyasına ölmeden de gidilebilmekteydi. Ancak kimse buna cesaret edemezdi. Çünkü yeraltı dünyasını yerüstü dünyaya bağlayan geçişlerde, kapılarda Cerberus denilen üç başlı bir köpek bulunur ve herkes bundan korkar kimse diğer bölüme gitmeye cesaret edemezdi. Mitolojik hikayelerden bir iki tanesinde buraya giriş için gidildiği bilinmektedir. Bunlardan biri de Herkül’ün diğer dünyaya gidip bu Cerberus denilen yaratıkla yüzleşmesidir.

Hades’in dünyası kötü bir dünyaydı ve bundan pek hoşnut değildi. Hades genelde yeraltında tahtında oturur, pek gezinmez ve sessiz olarak takılırdı. Bir keresinde kardeşi Poseidon Hades’in dünyasının ne kadar korkunç ve iğrenç bir dünya olduğunu göstermek için mızrağını yere saplatmış ve Hades’in dünyası gözükmüştür. Bu durum karşısında Hades çok kızmış ve 70 binlik bir ölü ordusuyla Poseidon’un hükümranlığında olan denizlerden biri olan Atlantis Denizi’ni kurutmuştur.

Hades’in yer altı dünyası bir çok dindeki Cennet/Cehennem kavramıyla özdeşleştirilmiştir. Gerek Yahudilikteki Şeol gerekse Hristiyanlıktaki Gehenna kavramları ölüler diyarı olarak dini literatüre girmiştir.

Hades’in Persephone’yi Kaçırması

Persephone, Zeus ve Demeter’in kızlarıydı. Demeter’in neşesiydi aynı zamanda. Persephone çiçekleri, gün ışığını, gülmeyi çok seven bir kızdı. Sık sık çayırlarda sepetiyle gezer ve çiçekleri toplamak için dolaşırdı. Afrodit bir gün Hades’in Sicilya Adası’nın çevresinde gezinirken görür. Bunun üzerine Afrodit, oğlu olan Eros’u çağırır. Eros attığı oklarla insanları birbirine aşık etme yeteneğine sahipti. Afrodit de oğlu olan Eros’tan Hades’i Persephone’ye aşık etmesini istemiştir ve Eros da annesinin isteğini gerçekleştirip Hades’in kalbine oku göndermiş ve Hades’i Persephone’ye aşık ettirmiştir. Bunun üzerine Hades kardeşi olan Zeus’tan kızını istemiştir. Zeus bu evliliği uygun bulmasına karşın Demeter’in bu evliliği onaylamayacağını biliyordu. Çünkü kızının bu güzel çayırlarda gezmesi yeraltında söz konusu değildi. Persephone ve Demeter’in bu evliliği istemeyeceği belliydi. Ancak Zeus Hades’e kızını vermek için gizlice ona yardım etmiş ve günün birinde yine Persephone çayırda gezerken babası tarafından yaratılan muazzam bir çiçeğe gözü takılmıştı. Hiçbir şeyden habersiz olan Persephone, çiçeği sökmeye çalıştığı sırada yer yarılmış ve Hades atlı arabasına onu alıp yeraltı dünyasına götürmüş ve yarık kapanmış, geriye sadece Persephone’nin elinden düşürdüğü sepeti kalmıştır. Bu durumu sadece Güneş Tanrısı Helios görmüştür. Demeter, kızının çığlıklarını duymuşsa da ne olduğunu bilememiş ve her yerde onu aramıştır. Diğer ölümsüz tanrılar da bu duruma sessiz kalmıştır. En sonunda Demeter, kızının kaçırıldığı yere gelmiş yine sonuç bulamamıştır. Neticede ölümlüleri ve ölümsüzleri izleyen Güneş Tanrısı Helios’a gider ve kızını bulamaması halinde yeryüzüne bereketini vermeyeceğini söylemiştir. Helios, Zeus’un yardımıyla kızının Hades tarafından kaçırıldığını söyler. Demeter o kadar sinirlenir ki bir daha tohumların yeşermeyeceğini, insanların açlıktan öleceğini söyler ve Olimpus’a ancak kızı gelmesi halinde gideceğini söyler. Zeus ve diğer olimpus tanrıları bir çok kere getirme girişimlerinde bulunmuşsa da ulu tanrıça Demeter Olimpus’a dönmememiştir. Daha sonra kızı için Zeus’a yalvarmaya giden Demeter, kızının Hades’in elinden kurtarıp getirilmesini ister. Buna karşılık Zeus, “Kızımıza duyduğun sevgini ve kaygını paylaşıyorum. Bununla birlikte, Hades Persephone’yi sevdiği için kaçırdı. O, benim kadar büyük bir tanrı. Sadece kura ona Yeraltı Dünyası’nı, bana da Olympos’u verdi. Eğer kardeşimizin sevgisiyle gücü, senin öfkenle kinini bir kenara bıraktıramıyorsa, Persephone’nin sana dönmesine izin vereceğim; ama bu, ancak Hades’in karanlık krallığında hiçbir şey yememişse gerçekleşebilir, ölülerin yiyeceğinden tüketmişse o kasvetli yerde kalmaya mahkûm. Kaderin emri böyle!”

Bu sözlere Ulu Tanrıça şöyle yanıt verir: “Persephone’yi sevdiği çayırlarda göreceğim. O zamana kadar dünya cansız, kurak kalacak. Elveda.”

Demeter ayrıldıktan sonra Zeus, yol bulucu, tanrıların habercisi Hermes’i Karanlığın Efendisi’ne, Persephone’nin annesine dönmesine izin vermesi için ikna etmeye, Hades’in tehlikeli karanlığına yollar. Hermes, Yeraltı Dünyası’nın efendisini kasvetli sarayında bulur. Şöyle der: “Hades, iyi kalpli amca, ölülerin efendisi, babam bana Persephone’yi annesine götürmemi emretti.”

“Ulu Tanrıça” diye devam eder Hermes, “yiyecek kaynaklarını kurutarak bütün ölümlüleri yok etme tehdidinde bulundu. Böylece tanrıları onur ve kurban sunularından yoksun bırakacak. Bütün tohumları toprağın yeşeremeyecekleri derinliklerine sakladı. Olymposlulardan hiçbiri kalbini dolduran öfkesini, kederini yumuşatamadı.”

Hades bu sözlere gaddarca güler. Ancak Persephone’ye nazikçe “kara elbiseli anneni bulmak için şimdi Hermes’le git. Ancak kalpten bilmelisin ki, ben de seni seviyor ve benimle burada kalmanı istiyorum” der.

“Beni iyilikle düşün” diye devam eder Hades; “çünkü sana iyi bir koca olacağım. Zeus’un kardeşi olduğumu; benim krallığımın da çok büyük olduğunu unutma.

Burada olduğunda, yaşayan, hareket eden her şeyi yöneteceksin; ölümsüz tanrılar arasında en büyük onura erişmeni sağlayacağım. Sana hakkını vermeyen, kutsal ayinlerle ve kurbanlarla sana tapınmayanları sonsuza dek cezalandıracağım.”

Kocasının sözlerini duyunca, Persephone’nin kalbi neşeyle dolar. Yol bulucu, Hades’in ölümsüz atlarını altın arabasına koşarken Yeraltı Dünyası’nın efendisi, Persephone’ye, sevgili karısı sonsuza dek yukarıdaki dünyada kalamasın diye bal kadar tatlı bir nar tanesi verir. Persephone, sonuçlardan habersiz, taneyi yutar.

Hermes, dizginlerle kırbacı eline alır. Saraydan aceleyle ayrılırlar. Yukarıya ulaştıklarında, ne hızlı akan deniz ne çimenli çayırlar ne de dağların dorukları Hades’in hızlı atları için engeldir.

Demeter, yazın renkli çiçekleriyle parlamış olması gereken bir çayırda Persephone’yi beklemektedir. Ama şimdi burası, önceki yıllarda zengin buğday başakları vermiş olan yerler gibi kurak, boş durmaktadır.

Hades’in altın arabasını görür görmez. Ulu Tanrıça kızına koşar. Hermes atları yeni durdurmuştur. Persephone arabadan atlayıp kollarını uzun, mutlu bir kucaklayışla annesinin boynuna sarar.

Demeter sevgili çocuğunu kollarında tutarken, kalbi korkuyla dolar. “Çocuğum doğruyu söyle, Hades’in karanlık krallığındayken tattığın yiyecek oldu mu? Eğer orada hiçbir şey yemediysen, güneşin parladığı bu yerde annenle babanla birlikte yaşayabilirsin. Ancak eğer herhangi bir şekilde beslendiysen kader ölülerin yemeğinden yiyenlerin kasvetli ölüler ülkesinde kalmasını emrettiğinden kocana dönmelisin.”

Persephone’nin gözleri yaşlarla dolarken yanıtlar: “Seni kandırmaya çalışmayacağım anne. Hermes beni sana getirmek üzereyken kocam bana yemem için bal tatlısı bir nar tanesi verdi. Aç olduğum için onu yuttum; sonuçlarından habersizdim.”

Sevgili çocuğuyla görüşmenin kısa olduğunu anlayan Demeter’in gözlerinden engelleyemediği yaşlar boşanır. Acı ve umutsuzluk, buluşmalarının bütün neşesini yüreğinden söküp almaktadır adeta. Sonsuza dek ayrı kalmaya katlanamayacağını hisseder.

Demeter, aniden kendi annesi Rhea’nın yaklaştığını görünce sevinç ve mutlulukla dolar. Tanrıların annesi büyük bir sevgiyle kızına, torununa sarılır.

“Gel çocuğum” der Rhea. “Bir anne neşeye olduğu kadar acıya da katlanmalı. Acı hepimizin başına gelir. Üzüntünün seni mahvetmesine izin verme.”

“Olympos Dağı’ndan geliyorum” diye devam eder Rhea, “kardeşin Zeus’tan özel bir haber getirdim. Ölümsüz tanrılar arasında büyük onur bulacağın Olympos ailesine dönmeni istiyor. Persephone’nin Hades’in karanlık, kasvetli krallığında yılın sadece üçte birini geçireceğine söz verdi. Her yıl baharın güzel kokulu çiçeklerinin açma zamanı geldiğinde, karanlıklar krallığını bırakarak sana dönecek. Bütün ekinler hasat edilene, güneşin efendisi Helios’un günleri kısaltıp serinletmesine kadar beraber olacaksınız.”

“Zeus’a beslediğin öfkeni bir kenara bırak çocuğum. Beraber olduğunuz mevsimlerin keyfini çıkar. Toprak, ölümlülerin beslenmek için ihtiyaç duydukları yaşam veren meyveleri tekrar versin.”

Demeter annesinin sözlerini duyunca gözyaşlarının arasından gülümser. Her şeye rağmen kızına sahip olabilecektir. Bu ayrılıklara dayanabilecektir. Hemen toprağa yapraklar, çiçekler, yaşam veren meyveler açtırır. Sonra tanrıçalar Olympos Dağı’ndaki ölümsüzlere katılırlar.

Böylece mevsimlerin düzeni yeniden kurulur. Her yıl sonbahar ekinlerinin haşatından sonra Persephone, kış ayları için ölülerin karanlık efendisi kocasının yanına dönecektir. Yalnız ve üzgün Demeter, dünyayı ancak o zaman yapraksız ve çorak bırakacaktır.

Tanrı Helios bir kez daha dünyayı güneşiyle ısıtıp, günler uzayınca Ulu Tanrıça, sevgili çocuğunun neşeyle ona doğru koştuğunu görecektir. Demeter, bir kez daha büyük coşkuyla bütün çiçeklerin, tohum veren bitkilerin dünyanın üzerinde çiçek açmalarını sağlayacakür. Her defasında bir kez daha Ölümlüleri yaşam veren armağanlarıyla kutsayacaktır.

Sonra insanlar sık sık güzel bir anneyle güzel kızının güneşli, çiçek açan çayırlarda dolaştığını göreceklerdir. Çiftçilerin eşleri sevgili Demeter’in, emeklerinin meyvelerini paylaşmasını umarak sofraya fazladan bir tabak daha ekleyeceklerdir.

  • Olympos Dağı: Yunan Mitolojisinde Tanrıların yaşadığı dağdır.
  • Zeus: Yunan Mitolojisinde tanrıların babası, en büyük tanrı.
  • Demeter: Yunan Mitolojisinde Bereket Tanrıçası ve Zeus’un kız kardeşi.
  • Persephone: Zeus ve Demeter’in kızı.
  • Hades: Yeraltı tanrısı ve Zeus’un kardeşi.
  • Aphrodite (Afrodit): Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası.
  • Helios: Yunan Mitolojisinde Güneş Tanrısı.
  • Eros: Yunan mitolojisinde aşk, cinsellik ve şehvet tanrısıdır. Afrodit’in oğludur. Attığı oklarla insanları birbirine aşık etmekle ünlüdür.
  • Hermes: Tanrıların habercisi olan tanrıdır.