Horus’un Gözü Nedir?

Horus’un Gözü Nedir? Antik Mısır Horus’un Gözü ve Sırları

Antik Mısır mitolojisi, çok tanrılı Mısır dinindeki baş karakterler olan tanrı ve tanrıçalar arasında geçen olaylardan oluşur. Bu olaylardan en çok dikkatimi çeken ise “Horus’un Gözü” mitinin çıkış noktasının anlatıldığı olaydır:

Yukarıdaki resimde, en önde duran Osiris, onu takip eden İsis ve onun arkasında da şahin başlı Horus görülmektedir.
Osiris, tarımdan sorumlu bir tanrıydı. Kızkardeşi ise, büyü ve sihirden sorumlu tanrıça İsis’ti. Erkek kardeşleri Seth ise, kötülüklerin tanrısıdır. Osiris, İsis ile evlenince, Seth bu durumu çok kıskanır ve Osiris’i öldürme planları yapar. Bir gün Seth, kardeşi Osiris uyurken onun gizlice boyunun ölçüsünü alır (gerçek anlamda=)). Sonrasında bu ölçülere uygun altın kaplamalı ve muhteşem işlemeli bir sandık yaptırır. Bir gün Seth akşam yemeği düzenler ve bu yemekte, yaptırmış olduğu sandığın içine kim sığarsa (sandık, kimin boyuna uyarsa) bu sandığı o kişiye hediye edeceğini söyler. Herkes teker teker sandığa girmektedir; fakat sandık kimsenin boyuna uygun değildir, sıra Osiris’e gelir, Osiris sandığın içine girer ve tamamen kendi boyuna uygun olduğunu görür.

Osiris’in sandıkta boylu boyunca yattığını gören Seth ve yardımcıları sandığı Osiris’in üstüne kilitler ve sandığı nil nehrinin ücra köşelerine, akıntıya bırakırlar. Bunu öğrenen İsis kahrolur ve Osiris’i bulmaya and içer. Kendi büyü yetenekleriyle de Osiris’in kitli olduğu sandığı bulur; fakat Osiris artık ölüdür. İsis yine de sandığı alır ve korunaklı bir yere saklar. Bir gün Seth, avlanırken tesadüf eseri sandığı farkeder ve sandığın o sandık olduğunu hemen anlar. Çılgına dönen Seth, sandığı hemen alır ve içindeki Osiris’i 14 parçaya bölüp her bir parçasını farklı bir yere dağıtır.

Bunu Öğrenen İsis, yine Osiris’in peşine düşer, teker teker Osiris’in parçalarını bulur ve kendi büyü gücüyle bu parçaları birleştirir. Artık tek bir şey kalmıştır. O da Osiris’i tekrar hayata döndürmek. İşte bu noktada Horus devreye girer. Horus İsis ve Osiris’in oğludur. Horus, babasının intikamını almak için amcası Seth’le savaşır, Seth Horus’u yenemez; fakat Horus’un sol gözünü parçalayıp çıkarmayı başarır. Sonrasında, Horus gözünün parçalarını toplamayı başarır; fakat bir parça eksiktir, bu parça da bilgelik tanrısı Thoth tarafından tamamlanır ve Horus’un gözü artık tamamlanmıştır. İsis, Osiris’i tekrar hayata döndürebilmek için sihirli sözleri söyler ve Osiris artık hayata dönmüştür. Horus ise, sol gözünü babasına verir, babasının bu gözü yutmasını söyler, böylece daha güçlü olacak ve konuşma, görme ve yürüme yeteneklerini kazanabilecektir. Osiris gözü yutar ve artık eskisi gibi güçlü olmuştur.

Daha sonra, Horus güneş tanrısı Ra’nın yardımıyla öte alemdeki tanrılar katına ulaşabilmek için çok uzun bir merdiven yapar. Osiris, İsis ve Horus bu merdiveni tırmanır ve öte alemin tanrıları huzuruna erer. Güneş tanrısı Ra, tanrılar katına ulaşan Osiris’i, tanrıların ve öteki dünyanın kralı yapar. Horus ise yeryüzünde babasını temsilen Yukarı ve Aşağı Mısır’ın kralı olmuştur, böylece o da tanrı olmuştur; çünkü Antik Mısır’daki kral firavunlar aynı zamanda birer tanrı konumundaydılar.

Yukarıdaki resim, kötülükler tanrısı Seth’in bir tasviridir. Ne kadar da haşin bakıyor değil mi!

Yukarıdaki resim, Osiris’in yeşil renkteki tasviridir. Osiris’in yeşil renkli tasvir edilmesinin sebebi, onun, öte alemin kralı ve tanrısı olmadan önce, tarımdan sorumlu tanrı olmasıdır.

Yukarıdaki resimde, güneş tacı takan İsis’in bir tasviri görülmektedir. İsis, bu resimde, elinde tuttuğu sonsuzluk sembolü “ankh” ile karşısındaki kişinin ruhunun sonsuzluğa kavuşarak huzur bulmasını sağlarken tasvir edilmiştir. İsis, karşısındaki kişinin ruhunu sonsuzluğa kavuşturarak, onu kutsamaktadır.

Horus adı Grekçeden gelmektedir. Horus’un Antik Mısır’daki adı Hor’dur. Horus (Hor), Antik Mısır’ın en önemli tanrılarından biridir. Öyle ki firavunlar, kendilerini dünya üzerindeki Horus olarak görmektedir. Firavunlar,  kendi isimlerinin yanında Horus’un ismini de anarlardı. Kendilerini, Horus’un yeryüzündeki cisimleşmiş şekli olarak gördükleri için, bazı tasvirlerde firavunlar kendilerini İsis’in kucağında tasvir etmişlerdir. Horus’un pek çok varyansyonda resmedildiğini görülmektedir.

Yukarıdai resim, Horus’u şahin başlı olarak tasvir etmektedir. Şahin başlı tasvir edilmesindeki neden, Horus’un şahin kadar keskin gözleri olduğu ve onun gözünden hiçbir şeyin kaçamayacağını anlatmak içindir.

Bu resimde de Horus, annesi İsis’in kucağında, çocuk biçiminde tasvir edilmiştir. Bu, masumiyetin bir göstergesidir. Horus, daha bir bebekken, Harpokrates olarak anılırdı.

Horus, bu resimde ise elini ağzına götürmüş genç bir oğlan olarak tasvir edilmiştir. Bu, gizli öğretiler konusundaki sessizlik ilkesinin bir gösterimidir. Bu döneminde de Horus, Harpokrates olarak anılırdı.

Horus’un Gözü

Horus, en çok bu varyasyonda yani göz biçiminde tasvir edilmektedir. Horus’un gözü, içerisinde pek çok anlam barındırmaktadır. Horus’un sol gözüne verilen isimdir. Bu göz, Güneş ve Ay’ı temsil eder.

Horus’un gözü manevi anlamda, vicdanın gözünden hiçbir şeyin kaçamayacağını, insanın zihninden geçen her düşünce ve bulunduğu her eylemin keskin bir bakış tarafından izlendiğini anlatmaktadır. Öyle ki, Güneş ve Ay da her daim insanların üzerinde ve onları izlemektedir. Horus’un gözü, vicdanın 24 saat kapanmayan gözü olduğu için bu durum, kötülükler tanrısı Seth’in işine gelmez ve bu nedenle Horus’un bu gözünü çıkartmıştır.

 

 

 

Horus’un gözünün matematiksel anlamı ise Tanrı’nın birliğinin bir kanıtını sunmaktadır. Şöyle ki, bir bütünü 2’ye bölerseniz 1/2 elde edersiniz, bu da 2’ye bölündüğünde 1/4 elde edilir. Bu şekilde devam edilerek 2’ye bölme işlemi sonucunda sırasıyla 1/8, 1/16, 1/32 ve 1/64 elde edilir. Bu parçaların hepsi toplandığında sonuç, 63/64 çıkmaktadır. Buradan çıkan sonuç şudur ki, bir bütün sürekli 2’ye bölünürse toplam değerde hiçbir zaman sonsuzluk hariç, birliğe ulaşılamaz; çünkü bir olan sadece Mutlak’tır (Tanrı’dır). Horus’un gözü de yukarıdaki resimde görüldüğü gibi,  “glif” diye isimlendirilen parçalardan oluşur ve bu 6 parça da sırasıyla 1/2, 1/4, 1/8, 1/16 ve 1/32’yi temsil eder.

Şimdi de bu gözdeki şekillerin ne anlama geldiklerine bir bakalım. Gözde yer alan 5 parça (1/8’lik kısım hariç), 5 duyguyu temsil etmektedir. Üstteki 1/8’lik kısım ise düşünceyi temsil eder. Aşağıdaki şekil, gözün hangi kısımlarının hangi duyguyu ifade ettiğini göstermektedir.

Horus’un gözünün altında yer alan kıvrım (1/32’lik kısım), insanın tanrı’ya ulaşmasındaki yolu, 1/64’lük, göz yaşı gibi duran şekil ise Tanrı’nın merhametini simgeler.

Horus’un gözü, Antik Mısır’da şifa kaynağı olarak kullanılmıştır, bunun sebebi gözlerden çıkan enerjinin çok güçlü olduğuna inanılmasıdır. Bizim kültürümüzdeki nazar boncuğunun da Horus’un gözünün bir versiyonu olduğu yönünde tartışmalar bulunmaktadır.
Horus’un gözü, 3. göz olarak da isimlendirilmektedir. Bunun sebebi, bu şeklin, insan beynindeki Thalamus bölgesine benzemesidir.

Yukarıdaki resimde de görüldüğü üzere, görsel ve işitsel merkezlerden aldığı sinyalleri beyne yönlendiren beynin ara markezi konumundaki Thalamusun şeklinin, Horus’un gözüne benzerliği dikkat çekicidir.

Horus’un gözü, Antik Mısır’da şansı da temsil ederdi. Antik Mısırlılar, iyi şeylerin 3’er 3’er olduğuna inanırlardı, bu Horus’un gözünün 3 parçasına, yani üst göz kapağı, alt göz kapağı ve gözün kendisinden oluşan 3 parçaya atfen oluşan bir düşünceydi.
Her ne kadar gözü babası Osiris’e vermiş olsa da gözün asıl sahibi olan Horus, ölüler arasında saygı görmektedir; çünkü Horus ölülerin gözünü açarak onların görmelerini ve ebediyete doğru yol almalarını sağlamıştır.

Son olarak ilginç bir bilgi (sanki yukarıdakiler çok normalde=)) aktararak yazımı tamamlamak istiyorum. Hiç Antik Mısır tasvirlerinin neden yan profilden resmedildiğini merak ettiniz mi? Çoğunluğu bunu, Antik Mısırlıların 3 boyut duygusundan yoksun olmalarına bağlar, peki yapmış oldukları piramitlerin 4000 yıldır sırrı hala çözülememiş olan Antik Mısırlılar için böyle düşünmek biraz saçma olmaz mı? Kesinlikle olur. Bu yandan tasvir olayının arkasında bir “hürmet” olayı vardır. Şöyle ki, Horus sol gözünü kaybedince, bütün Antik Mısır tasvirleri, Horus’un olmayan gözünü göstermemek adına, yandan resmedilmiştir, bu durum, Horus’a olan saygının bir ifadesidir. Ne kadar ilginç değil mi!

Alın size herkesin yan resmedildiği bir Antik Mısır tasviri.Burada, ölenin ruhunun, mumyalama ve ölüler tanrısı olan Anubis tarafından rehberlik edilerek adalet tanrıçası Maat’ın huzuruna getirilmesi anlatılmaktadır. Maat’ın huzuruna getirilen ölünün ruhu, hassas teraziyle tartılırdı, terazinin bir tarafına da tüy konurdu. Eğer ölünün günahları fazlaysa ölünün kalbi terazide fazla gelirdi ve bu sebeple timsah tanrısı Sobek, ölünün kalbini yerdi. Burada, ölü olan Hunefer’in ruhu, terazide hafif geliyor, bu nedenle Sobek’i geçiyor ve Horus eşliğinde Osiris’in huzuruna çıkıyor. Osiris’in önündeki, lotus çiçeği üzerindeki 4 figür, Horus’un çocuklarını simgeliyor, bu çocuklar, ölünün öte alemde tekrar can bulduğunda  iyi bir şekilde yaşaması için, ölünün iç organlarının korunmasından sorumludurlar. Sonuç itibariyle Osiris, ölü için iyi bir karara varacak gibi görünüyor ha, dersiniz=).