Kutsal Kase Nedir?

Kutsal Kase Nedir? Hıristiyan dünyasında İsa’nın son yemeğinde kullandığı kupaya “Kutsal Kase” deniyor. Çarmıha gerilmesi sırasında İsa’nın akan kanının bu kasede toplandığına inanılıyor. Bütün yaraları iyileştirme gücü olduğuna inanılan kase yüzyıllardır aranıyor. Kutsal Kâse, Hıristiyan dünyasında birçok söylence ve halk hikayesinin de kaynağı. Günümüzde de Indiana Jones dahil birçok filme ana tema oldu.

Kutsal Kâse ya da Graal (İng: Holy Grail, Fr: Graal), Hıristiyan mitolojisinde, “İsa’nın Son Akşam Yemeği”nde kullandığı iddia edilen, mucizevi güçleri olduğuna inanılan kap. Aramatyalı (Arimethea’lı)Yusuf’un, çarmıha gerilen İsa’nın damlayan kanını Kutsal Kâse’ye koyduğuna inanılır.

Kutsal Kâse’den ilk kez, 12-13. yüzyıllarda yazılmaya başlanmış olan Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri efsanelerinde bahsedilir. Graal efsanelerinin ilham kaynağı, muhtemelen Kelt Mitolojisi’dir. Kelt Mitolojisinde bolluk kaynağı boynuzlara, hastaları iyileştiren ve ölüleri dirilten kazanlara vs. sıkça rastlanır.

Kutsal Kase’nin Hz. İsa’nın son akşam yemeğinde kullandığı kadeh olduğu söyleniyor. Yine söylentilere göre Hz. İsa çarmıha gerildiğinde Aramatyalı Yusuf’un İsa Peygamber’den akan kanı, bu Kase’nin içinde topladığı söyleniyor. Kimine göre Yusuf, milattan sonra 1. yüzyılda İngiltere’ye götürdü.

Son zamanda Amerikalı yazar Dan Brown’un “Da Vinci Şifresi” adlı romanı, Kutsal Kase ile ilgili yeni iddialar gündeme getirdi. Romanda Dan Brown Kutsal Kase’nin “maddesel” bir şey olmadığını, daha çok ilk Hıristiyanlıkla ilgili sırları ihtiva eden belgeler olduğunu öne sürüyor. Buna göre, “Sion Tarikatı” üyesi olan Leonardo da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” tablosunda yanında görülen kişinin [İsa’nın öğrencisi ve] İncil yazarı Yuhanna değil; İsa’nın varlığı bilinmeyen karısı Mary Magdalena (Mecdelli Meryem) olduğunu iddia ediyor. Kutsal Kase’nin yani İsa’nın çocuklarını dünyaya getiren Mary Magdalena ve bu ilişkiye ait sırlar olduğunu öne sürüyor. Ancak Brown’un iddiaları hem kilise hem de akademisyenlerce kabul görmüyor.

İsa’nın Son Akşam Yemeği (Komünyon, Rabb’in Sofrası)

Son Akşam Yemeği ya da Son Yemek (İngilizce: “The Last Supper”, İtalyanca: “II. Cenacolo” veya “L’Ultima Cena”), Hıristiyan inanışına göre İsa’nın çarmıha gerilmeden önceki akşam havarileriyle yediği son yemek.

Çarmıha gerilmesinden önceki akşam; İsa, “Bu, benim vücudumdur.” diyerek öğrencilerine ekmek dağıttı. Sonra da bir kase şarap dolaştırarak, “Bu, benim kanımdır.” dedi. İsa, ekmekle şarabı kendi vücudunu ve kanını göstermek için kullandı. İzleyicilerinin kendisini anmak üzere bu töreni tekrarlamalarını buyurdu. Dünya çapındaki imanlı toplulukların çoğunda İsa’nın bu emri ya her pazar günü, ya da belirli pazar günleri yerine getirilmektedir. (İncil, 1.Korintliler 11:23-30). (Ayrıca bknz.”Mesih İnanlılarının İnanç ve Uygulamaları”)

Bu yemek sırasında yaptığı konuşmanın uzunca anlatıldığı Yuhanna Kitabı’nda İsa Mesih onlara, kendisi aralarından ayrıldıktan sonra gelecek olan Paraklit’le (Faraklit; Hıristiyanlara göre Kutsal Ruh, Müslümanlara göre Hz.Muhammed) teselli bulmalarını söyler. Son Akşam Yemeği’nde İsa ve Havarileri Kutsal Kase’den şarap içiyorlar ve ekmek yiyorlardı.

Son Akşam Yemeği, Rönesans ressamlarınca çokça işlenen bir konu olmuştur. Bu eserlerin içinde en bilineni Leonardo da Vinci’nin yaptığı resimdir. Resim, Santa Maria Della Grozia Manastırı’nın yemekhanesindedir. İsa ve havarileri, akşam yemeği yemektedir. İsa, tam ortada oturmaktadır. Diğer figürler; üçlü kompozisyonlarla iki yanına sıralanmışlardır. Bu resimde Leonardo, İsa’nın içlerinden birinin kendisine ihanet edeceğini söylediği anda kişilerin yüzündeki dramatik ifadeyi çok iyi yansıtmıştır. İsa’nın arkasındaki pencereden içeri süzülen bir ışık, dikkati İsa’ya çekmektedir.

Kutsal Kase, Sadece Bir Efsane mi?

Kutsal Kase efsanesi, Batı Hıristiyanlığında en uzun soluklu efsanelerden biridir. Efsaneye göre Kutsal Kase, Hz. İsa’nın Yahudi ve Romalıların oluşturduğu askeri bir güç tarafından yakalanıp çarmıha gerilerek idam edilmesinden önce Havarileri ile yediği son akşam yemeğinde kullandığı veya çarmıh esnasında Aramatyalı Yusuf’un İsa’dan akan kanı doldurduğu ya da her ikisini de kapsayan; yani hem İsa’nın son akşam yemeğinde şarap içtiği hem de kanının doldurulduğu kasedir. İsa’nın kanının içinde bulunduğuna inanılan bu Kase, efsaneye göre Aramatyalı Yusuf tarafından asırlardır saklandığı İngiltere’ye götürülmüş ve etrafı boş arazilerle çevrili gizemli bir manastırda iyileşmeyen bir yaradan dolayı acı ve ıstırap çeken gizemli bir kral tarafından korunmaktadır. Bu Kasenin bulunması, Kral Arthur’un savaşlarının temel ilgi alanı olmuştur.

Kutsal Kase efsanesi ile ilgili ilk bilgiler, Chretien de Troyes’in “The Conte del Graal” (1180) (Kase Efsanesi) adlı romanında bulunmaktadır. Bu romanın ardından 60 yıl içinde (1180-1240) bu efsaneyle ilgili çoğu Fransızca olmak üzere çeşitli Batı dillerinde pek çok roman kaleme alınmıştır. Bu romanlar, efsaneyle ilgili aşağı yukarı aynı bilgileri ihtiva etmekteydi. Temelde bunlar ya Kutsal Kase’nin ortaya çıkarılması serüveni ve bu süreçte yaşanan olaylar ya da bizzat Kutsal Kase’nin tarihi ile ilgili bilgiler ihtiva etmektedir.

Kutsal Kase efsanesi, 1240’lardan 1800’lü yılların başlarına kadar pek fazla gündemi meşgul etmemiştir. Ancak 19. yüzyılda orta-çağ tarihi ve efsaneleriyle ilgilenen batılı araştırmacılar sayesinde bu efsane tekrar başta romancılar olmak üzere tarihçi ve mitolojiyle ilgilenen araştırmacıların dikkatini çekmeye başlamıştır. Günümüzde ise Dan Brown’un yaklaşık iki yıldır en çok satan romanlar listesinin başında yer alan Da Vinci Şifresi adlı romanı ve Tapınak Şövalyeleri ile ilgili yazılan kitaplarla gündeme taşınan Kutsal Kase efsanesi son günlerde İngiliz şifre uzmanlarının, Staffordshire bölgesindeki küçük bir anıtın üzerinde bulunan esrarengiz yazıttan yola çıkarak İsa’nın ‘Kutsal Kase’sinin yerini belirledikleri ve bu yerinde ülkemiz sınırları içinde olduğunu iddialarıyla yeniden medyanın ilgi konusu olmaya başlamıştır. İşte biz de bu yazımızda bir Dinler Tarihi araştırmacısı olarak Kutsal Kase’nin gerçekte ne olduğu ve bunun ülkemiz sınırları içinde olup olamayacağını kısaca irdelemek istiyoruz.

Bu bağlamda ilk önce Kutsal Kase’nin mahiyeti ile ilgili yukarıda anlattığımız efsanenin bir an doğru olduğunu yani Kasenin İsa’nın havarileriyle yediği son akşam yemeğinde kullandığı ve çarmıha gerilişi esnasında akan kanının içinde bulunduğu Kase olduğunu varsayalım. Kutsal Kase’nin tarih boyunca çeşitli efsanelere, savaşlara ve bitmek tükenmek bilmeyen sorulara sebebiyet verdiği gerçeğinden hareketle onun basitçe sadece İsa’nın kullandığı veya kanının içinde bulunduğu bir kadeh olmasının mantıklı olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle Da Vinci Şifresinde ifade edildiği üzere Kutsal Kase’nin bir kadeh değil, İsa’nın neslini rahminde taşıyan Mecdeli Meryem’in rahmi olduğunu düşünüyoruz. Çünkü başta Roma Katolik Kilisesi ve diğer Hıristiyan Kiliselerinin iddiasının aksine Hz. İsa, Mecdelli Meryem ile evliydi ve muhtemelen bu evlilikten çocuğu vardı. Zira İsa’nın bekar olması mümkün değildi. Çünkü o bir Yahudi idi ve dönemindeki Yahudi geleneğine göre evlilik çağına gelmiş bir Yahudi’nin bekar kalması yasaktı. Eğer İsa, bu geleneğe aykırı davranarak evlenmemiş olsaydı İnciller mutlaka bundan bahseder ve normal olmayan bu bekarlığın açıklamasını yaparlardı.[1] Nitekim Kutsal Kase ilgili anlatılan bazı efsanelerde İsa, yakalanıp öldürüleceğini anlayınca kendinden sonra öğretisini devam ettirmek için eşi ve neslinin taşıyıcısı olan Mecdelli Meryem’i seçmiş ve ona gerekli talimatları vermişti. Ancak Petrus, bir kadının arkasında ikinci sırada kalmak istemediği için cinsiyet ayırımcılığı yapmış ve Mecdelli Meryem’in İsa ile evli olmadığını, onun gerçekte bir fahişe olduğu tezini yayarak İsa’nın kilisesini kurmak için onu değil kendisini seçtiğini iddia etmiştir. Bunun üzerine Mecdelli Meryem çocuğunu da beraberine alarak Fransa’nın Gaul bölgesine göçmüş ve orada Merovenj sülalesinin kurucusu olmuştur. Dolayısıyla bu efsaneye göre Kutsal Kase, aslında İsa’nın havarileriyle yediği son akşam yemeğinde kullandığı veya çarmıh esnasında kanının doldurulduğu kadehi değil, Mecdelli Meryem’i yani İsa’nın soylu neslini taşıyan kadını sembolize etmektedir.

Eğer Kutsal Kase, İsa’nın soylu neslinin taşıyıcısı olan Mecdelli Meryem’in rahmini temsil eden bir sembol ise o zaman bu sembol Hıristiyanlık tarihinde niçin hep bir sır olarak kalmaya devam etmiştir? Kanaatimizce bu sorunun yanıtını günümüz Hıristiyanlığının mimarı olan Pavlus’un teolojisinde ve Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğunun resmi dini olarak kabul edildiği 4. yüzyıldan itibaren yaşanan gelişmelerde aramak gerekir. Burada konumuz bu olmadığı için bu gelişmelerin detayına girmeden sadece şu noktanın altını çizmek istiyoruz. Kutsal Kase’nin aslında İsa’nın soylu neslinin taşıyıcısı olan Mecdelli Meryem olduğu sırrı, Kilisenin ilan ettiği ilahın aslında ölümlü nesiller dünyaya getirdiğinin fiziksel ispatı oluyordu. Bu da İsa’nın aslında Kilisenin iddia ettiği gibi Kutsal Teslisin ikinci şahsı olan Oğlu Tanrı değil, bir beşer olduğunu kanıtlamaktadır. İsa’nın evli ve çocuk sahibi olması Kilisenin varlığını da sona erdiriyordu. Çünkü Kilise (Roma Katolik Kilisesi) Petrus’a nispetle kurulmuş ve kendini onun halefi olarak görmektedir. İsa’nın neslini sürdürecek çocuğunun olması durumunda onun öğretisini ona kan bağıyla bağlı olanların sürdürmesi söz konusu olacağı için bu durum kendini Tanrının krallığına girmenin ve dolayısıyla da kurtuluşa ermenin yegane yolu olarak gören Kilisenin varlığını tehlikeye sokacaktı. İşte bu tehlikeden dolayı başta Roma Katolik Kilisesi olmak üzere diğer Hıristiyan Kiliseleri devamlı surette Kutsal Kase’nin basitçe İsa’nın kullandığı ve içinde kanının olduğu bir kadeh olduğunu ileri sürerek İsa’nın aslında bir beşer olduğu gerçeğini ima edecek en önemli delili karartmak istemişlerdir.

Kutsal Kase’nin aslında İsa’nın havarileriyle yediği son akşam yemeğinde kullandığı ve içinde kanı olan bir kadeh değil, onun aslında Mecdelli Meryem ile evli olduğu ve bu evlilikten de çocuğu olduğu gerçeğini temsil eden bir sembol olduğu noktasından hareketle kutsal kasenin bir define veya hazine değil, ancak onlardan çok daha değerli bir gizli bilgi olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle kasenin peşinde olan define avcılarına bu kasenin kendilerine milyonarca dolar kazandıracak bir antika kadeh değil, Hıristiyanlığın yapı taşı olan İsa’nın aslında Kutsal Teslisin ikinci şahsı olan Oğlu Tanrı değil, bir beşer olduğunu ispat eden bir kanıt olduğunu hatırlatmak istiyoruz.

Kutsal Kase, Gerçekte Sadece Antika Bir Kadeh mi?

Kutsal Kase, Son Akşam Yemeği’nde Hz. İsa’nın içmek için kullandığı ve Aramatyalı Yusuf’un çarmıha gerilen Hz. İsa’nın kanını doldurduğu kadeh olarak bilinmekteydi. Kutsal Kase, Hz. İsa’nın kadehi olarak kabul ediliyordu.

Tarihte “Sangreal Belgeleri” adıyla anılan belgeler de inanışa göre Kutsal Kase ile birlikte gömülmüştü. Belgelerin bin yıldır Tapınak Şövalyeleri tarafından korunduğuna inanılıyor. Tapınak Şövalyeleri’nin sahip olduğu kudretin kaynağı olarak Kutsal Kase gösteriliyor.

Tapınak Şövalyeleri’ne göre Kutsal Kase bir kase değil. Kase efsanesinin yani ayinde kullanılan kadehin dahice düşünülmüş bir alegori olduğunu iddia ediyorlar. Belki de Kutsal Kase efsanesindeki ayinde kullanılan kadeh, başka bir gücün cisimleşmiş halidir. Kutsal Kase insanlık tarihinin en çok aranan hazinesidir. Efsanevi Kase hikayelere, savaşlara ve bitmek tükenmek bilmeyen sorulara neden olmuştur.

Hz. İsa, Tanrı’nın oğlu değil bir peygamberdi. İmparator Konstantin, Roma iktidarının gücünü pekiştirmek için Hz. İsa’yı Tanrı’nın oğlu konumuna yükseltti ve Yeni Ahit’i bu tanrılaştırma tezini destekleyecek bir şekilde hazırlattı. Hz. İsa, Magdelalı (Mecdelli) Meryem ile evliydi ve çarmıhta can verirken, Meryem, Hz. İsa’nın çocuğuna hamileydi. Kutsal Kase’yle simgelenen, Hz. İsa’nın son yemekte kullandığı kase değil, aslında Magdalalı Meryem’in rahmiydi. Hz. İsa’nın fiziksel bir soyu vardı ve bu soyun, kimliğini gizleyerek günümüze dek varlığını sürdürdüğü ve Tapınak Şövalyeleri tarafından korunduğu iddia edilmekteydi.

Kutsal Kase’nin Yeri Bulundu mu?

İngiliz şifre uzmanları, Staffordshire bölgesindeki küçük bir anıtın üzerinde bulunan esrarengiz yazıttan yola çıkarak İsa’nın ‘Kutsal Kase’sinin yerini belirlediklerini iddia ettiler.

İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların şifreleme makinesi ‘Enigma’yı çözen Bletchley Park adlı merkezde görevli uzmanların bu keşfi yakında açıklamaları bekleniyor.

İngiliz uzmanlar, Staffordshire bölgesinde bulunan ‘Çobanın Anıtı’nın üzerindeki harflerin sırrını çözebilmek için mayıs ayından beri çalışıyor. Anıtın üzerinde ‘D OUOSVAVV M’ harfleri bulunuyor ve bu harflerin taşıdığı gizin insanları Kutsal Kase’nin yerine götüreceğine inanılıyor. Yaklaşık altı aydır bu harflerin sırrını çözmeye çalışan Bletchley Park’ın şifre kırıcılarının 250 yıllık gizi çözdüğü düşünülüyor. Anıtın bulunduğu bölge, turist akınına uğrarken, dünyanın dört bir yanından deneyimli ve deneyimsiz şifre çözücüler de bu şifreyi çözebilmek için uğraşıyor.

İngiltere’de bir parktaki anıt üzerinde bulunan şifrenin Hz. İsa’nın son akşam yemeğinde kullandığı ‘Kutsal Kase’nin yerini işaret ettiği yolundaki iddia büyük tartışma yarattı.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanların ‘Enigma’ şifresini çözen çift de tartışmaya katıldı. Anıtta yer alan izlerin Osmanlı denizcilik haritalarının izdüşümü olduğu ve ‘Kutsal Kase’nin yerini işaret ettiği de öne sürüldü. En çok da Amerikalı bir uzmanın geliştirdiği deşifre metodu ilgi gördü.
Her şey geçen mayıs ayında Lord Lichfield’in atalarından kalma Staffordshire’deki malikanesinde bulunan Çoban Anıtı’nda yer alan 10 harfli şifrenin ne olduğunun bulunması için ödüllü bir yarışma açılmasıyla başladı. Almanların efsanevi ‘Enigma’ kodunu çözen Bletchley Park kriptografları da bu yarışa davet edildi. O zamandan beri şifrenin ne olduğuna dair çeşitli iddialar ortaya atıldı.

Kase’yle İlgili Değil

Yarışmayı açan Shugborough Hall’den Kerim Caddy çok sayıda teori üretildiğini şifreyi Kutsal Kase ve Osmanlı haritalarına dayandıran bir iddianın da gündeme geldiğini söyledi. Caddy ‘Bu teoriye göre izler muhtemelen Osmanlı haritalarının (Piri Reis’in haritaları olabilir) izdüşümü ve Kutsal Kase’ye işaret ediyor’ dedi.

Bugün 86 yaşında olan Oliver Lawn ve eşi Sheila İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanların şifrelerinin çözülmesi için çalıştılar. Şimdi de Çoban Anıtı’ndaki esrarı çözmenin peşindeler. Lawn bu şifre için ‘Enigma’dan bile daha zor’ dedi. Eşi Sheila ise şifrenin Kutsal Kase ile ilgisi bulunmadığını dul kalan lord’un eşi için yazdırdığı duygusal bir cümle olduğunu öne sürüyor. Sheile’ya göre şifrenin çözümü latince ‘Optima Uxoris Optima Sororis Viddus Amantissimus Vovit Virtutibus’ (En iyi eş en iyi kız kardeş seni en çok seven dul sadakat yemini eder) cümlesinin kısaltılmışı. Oliver Lawn ise ‘10 harfli bir şifre için minimum düzeyde çözülmüş bir şifreye sahip olmanız gerekiyor. Şifre yoksa 10 harfli bir kodu kesin bir şekilde çözmek mümkün değildir’ diyor.

Kutsal Kâse, Türkiye’de olabilir mi?

Nazilerin ünlü ‘Enigma’ şifresini çözen Bletchley Park, kapılarını Türk basınında ilk kez Hürriyet’e açtı. Son günlerde Hz. İsa’nın Kutsal Kase’sinin aranması konusuyla da gündeme gelen Bletchley Park Vakfı Başkanı Christine Large; “Kutsal Kase’nin esrarını çözmek için Türk haritacılardan yardım bekliyoruz.” dedi. Large’ye göre kase Türkiye’de olabilir.

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerin ünlü şifre makinesi ‘Enigma’yı çözerek ün yapan İngiliz şifre uzmanları çalışma merkezleri ‘Bletchley Park’ın kapılarını Türk basınında ilk kez Hürriyet’e açtı. Ünlü istihbarat merkezi günümüzde de Hıristiyan dünyasının kutsal eşyalarından Hazreti İsa’nın kasesinin bulunması için yaptığı çalışmalarla yeniden gündeme geldi.

1973 yılında bir şifre kırıcısının Fransa’da yayımladığı kitapla çok gizli faaliyetleri ortaya çıkan Londra’ya 90 kilometre mesafedeki Bletchley Park’ın başkanı Christine Large, savaş sırasında 10.000 kişinin çalıştığını söyledi.

Türk Haritacılar

Bletchley Park’ta görevli bir Amerikalı şifre uzmanının Kutsal Kase’nin sırrının çözülmesiyle ilgili yeni bir teori ortaya atmasıyla dünya basınının bilgi almak için peşinde koştuğu başkan Christine Large; “Amerikalı şifre kırıcısı kimliğini açıklamak istemiyor ve biz onun adına teorisini basına anlatıyoruz. Bir altı ay kadar daha yeni açıklamalarımız olacağını sanmıyorum.” dedi.

‘Kutsal Kase’yi bugüne kadar İsrail Yunanistan sahiplendi. Sizin Amerikalı şifre uzmanının son teorisine göre ise Stafforshire bölgesindeki Çoban Anıtı Kutsal Kase’nin Kanada’da olduğuna işaret ediyor. “Kutsal Kase Türkiye’de olamaz mı?” sorusuna Christine Large şu cevabı verdi:

“Kutsal Kase Türkiye’de de olabilir. Şu anda Amerika da olan bir şifre uzmanımız Shugborough Hall’deki Çoban Anıtı’nda bulunan işaretleri incelerken Osmanlı haritalarındaki yerlere bağlantı kurdu. Osmanlı denizcilik haritalarıyla ilgili teoriyi geliştiren iyi bir harita uzmanı profesyonel şifre kırıcısı değil fakat anıtın taş kısmı üzerindeki 1 2 3 rakamlarının Osmanlı haritasında Kutsal Kase’nin yerini gösterdiğini ileri sürerek katkıda bulundu. Şifrenin çözüldüğünü söylemek için çok erken. Henüz işin başındayız. Elimizdeki haritalar yeterli olmadığından Türkiye’deki haritacıların bize yardım etmesini bekliyoruz. Kutsal Kase’nin sırrını ayrıntılı Osmanlı haritaları çözebilir. Türkiye’den ilgilenenler internette sitemize girip bilgi alsınlar ve yarışmaya katılsınlar. Sırrı çözene para ödülü vermiyoruz ama Kutsal Kase’nin sırrını çözen tarihe geçecek.”

Sahteciliğe Dikkat

Kutsal Kase’nin bulunmasının çok zor olduğunu kabul eden Christine Large, kasenin kopyalarının piyasaya sürülebileceğine dikkat çekti ve “Bence Kutsal Kase, sembol olarak var. Sanat eseri olarak bu kadar yıl yaşayabileceğini sanmıyorum.” dedi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında tam 10.000 kişinin çalıştığı ve dünyanın dört bir yanındaki üslerin pek çok yöntemle dinlendiği Bletchley Park, aynı zamanda ilk bilgisayarın ve elektromanyetik şebeke ağının dünyada ilk uygulamaya konulduğu yer. Bletchley Park bugün başta MI6 birimi olmak üzere çeşitli devlet birimlerine bilgi ve destek veriyor. Bletchley kasabası sakinlerinin de kapıların ardında neler yapıldığını merakla izledikleri bu üst düzeyde gizlilik içeren merkez yıllarca şifre çözen bilim adamlarına ve uzmanlara ev sahipliği yaptı.

Çoban Anıtındaki Harflerin Sırrı

İngiltere’nin Stafforshire bölgesindeki Shugborough Hall’de bulunan tarihi “Çobanın Anıtı” üzerindeki 10 harfli ‘D OUOSVAVV M’ şifresi, 250 yıldan beri çözülemiyor. Şimdiye kadar şifrenin ne olduğuna dair çeşitli iddialar ortaya atıldı. Ancak İngiltere’de yaşayan Amerikalı bir savunma uzmanı, şifrenin Kutsal Kase’yle alakalı bir şifre olduğunu öne sürdü. Anıtta ünlü ressam Nicholas Poussin’in 17’nci yüzyılda yaptığı ‘les Bergers d’Arcadie II’ (Arkadya Çobanları) adlı tablonun mermer bir rölyefi bulunuyor. Tabloda “Et in Arcadia Ego!” ifadesine işaret eden bir kadın dikkat çekiyor. Hemen altında ise “D OUOSVAVV M” harfleri yer alıyor.

Kutsal Kase’nin Sırları

İngiliz şifre uzmanları, Kutsal Kase’nin sırlarını çözdüklerini ilan ede dursunlar; biz de onun görünenin andındaki görünmeyen yönünü ele alalım.

Dan Brown’un “Da Vinci Şifresi” adını taşıyan romanında ana fikir zaten Kutsal Kase, onun sırlı geçmişi, bu kase çevresinde kurulan gizli örgütler ve neyi sembolize ettiği… Kitaba dönecek olursak; şu satırlara rastlarız:

Romanın ele aldığı en ilginç sembollerden biri de Sangreal – Kutsal Kase sembolü. Kutsal Kase, “Son Akşam Yemeği”nde İsa’nın içmek için kullandığı ve Aramatyalı Yusuf’un çarmıha gerilen İsa’nın kanını doldurduğu kadeh olarak geçer. Kutsal Kase, İsa’nın kadehi olarak kabul ediliyor. Ama tarihte “Sangreal Belgeleri” adıyla anılan belgeler de inanışa göre Kutsal Kase ile birlikte gömülü. Belgelerin bin yıllardır Tapınak Şövalyeleri adı verilen gizli bir örgüt tarafından korunduğuna inanılıyor.Belgelerin Tapınak Şövalyeleri’ne bunca güç vermesinin nedeni sayfalarda Kase’nin gerçek tabiatının açıklanması.

Tapınak Şövalyeleri’ne göre Kutsal Kase, bir kase değil. Kase efsanesinin yani ayinde kullanılan kadehin dahice düşünülmüş bir alegori olduğunu iddia ediyorlar. Kase efsanesindeki ayinde kullanılan kadeh başka bir şeyin çok daha güçlü bir şeyin mecazi hali. Kutsal Kase insanlık tarihinde en çok aranan hazine olmuş. Kase efsanelere savaşlara ve bitmek tükenmek bilmeyen sorulara neden oldu.Dikenli Taç Çarmıhta kullanılan Gerçek Haç Titulus hepsi bin yıllarca arandı ama tarih boyunca aralarında en özeli Kutsal Kase olmuş.

Prieure de Sion tarikatında(Tapınak Şövalyelerinin diğer adı) gül sembolü kase için kullanılmış bir sembol. Gülü Kase sembolü olarak kullanmalarının nedeni ise gizlilik. En eski gül türlerinden biri olan Rosa Rugosa’nın aynı Venüs yıldızı gibi beş yaprağa ve beşgen bir simetriye sahip olması güle kadınlıkla güçlü ikonografik bağlar sağlıyordu. Bununla birlikte gülün ‘doğru Yön’ ve yol bulmak kavramlarıyla çok yakın bağları vardı. Pusula gülü aynı Gül Çizgisi gibi seferilere haritalardaki boylamlara bakarak yön bulmakta yardımcı oluyordu. Bu yüzden dişi kadeh ve gizli gerçeğe götüren yıldız anlamındaki gül, pek çok açıdan gizlilik, kadınlık ve yön tayini olarak Kase’yi tanımlayan bir sembol olarak kabul edilmişti.

Kase aslında eski bir kadınlık sembolüdür. Kutsal Kase dişiyi ve elbette şimdi tamamen yok edilmiş olan tanrıçayı temsil eder. Kadının gücü ve onun hayat verebilme yetisi bir zamanlar kutsaldı ama erkek egemen bir toplumda tehdit oluşturuyordu. Bu yüzden kutsal dişi şeytanlaştırıldı ve ona günahkar dendi. Havva’nın elmayı yiyerek insan ırkını çöküşe uğrattığı ‘ilk günah’ kavramı alegorik bir anlatımdı. Bir zamanlar hayat veren kutsal kadın artık düşman olmuştu.

Kase kayıp tanrıçanın sembolüdür. Kayıp Kase’yi arayan şövalye efsaneleri aslında kayıp kutsal dişinin arandığını anlatan yasak hikayelerdi. ‘Kadehi aradığını’ iddia eden şövalyeler kadınlara boyun eğdiren tanrıçaları dışlayan inanmayanları yakan ve paganların kutsal dişiye saygı göstermesini yasaklayanlardan korunmak için şifreli bir biçimde konuşuyorlardı. Onlara göre taşıdığı sır öyle güçlü ki açıklandığında pek çok şeyi temelinden sarsabilir.

Leonardo da Vinci de kardeşliğin Büyük Üstad’ı olarak 1510 ve 1619 yılları arasında bu mezhebe başkanlık etmiş. Yaşayan üyelerin kimliklerinin son derece gizli tutulduğu kardeşliğin simgesi ise P.S ve fleur-de-lis.

Kutsal Kasenin yeri bulunursa varolduğu iddia edilen belgelere de ulaşmak mümkün olabilir belki…