Parapsikoloji Nedir?

Parapsikoloji Nedir? Parapsikoloji bir bilim dalı olarak insanın doğaüstü yeteneklerini araştırır. Bu alanda çalışan bilim adamaları doğaüstü tabiri yerine paranormal yani normal olmayan terimi benimsediler. Aslında bizim paranormal diye sınıflandırdığımız pek çok olay ve yetenek eski insanlar tarafından kabul ediliyor, gerçekliği bugünkü gibi tartışma konusu olmuyordu.Bu duruma eski insanların her ne şekilde adlandırmış olurlarsa olsunlar görünmeyen dünyalara inanıyor olamaları en büyük etkendir.

Eski çağlarda cisimleri hareket ettirme, geleceği görme, ruhlarla iletişim gibi bizim bugün psişik ya da paranormal yetenek diye adlandırdığımız özellikler yaygın olarak kullanılmaktaydı. Bu yetenekleri sahip kişiler cadı, mistik, şaman, kahin vb. adlarla hemen hemen her toplumda görülebilir.

Parapsikolojinin araştırdığı bu yeteneklere gelecek olursak iki başlık altında inceleyebiliriz. Birincisi Duyular Dışı Algılama(ESP); çoğunlukla altıncı his olarak da bilinen bu başlık kapsamında durugörü, telepati, empati, önsezi gibi yetenekler incelenmektedir. İkincisi Psikokinesis ya da daha bilinen adıyla Telekinezi; kas sisteminin yardımı olmaksızın nesneleri hareket ettirmeye denir.Düşünce gücüyle maddeye yapılan etkiler ve çeşitli kinezi türleri bu başlık altında incelenir.

Peki bu feomenler nasıl düzenli bir etüt olarak araştırılmaya başlandı? Mesmerizm ve Deneysel Spitüalizm sistemleşerek parapsikolojinin öncülü oldular diyebiliriz. Spitüalizm(Ruhçuluk) gibi çok geniş bir coğrafya da kabul gören olgunun bilimsel metotlarla araştırılması fikri pek çok açıdan örnek oluşturdu. Yine Psişik yeteneklerle tedavi yapılabileceği düşüncesi de çok ilgi çekti. Ve sonuç olarak 1882 yılında İngiltere’de Psişik Araştırmalar Derneği kuruldu ve parapsikolojinin temelleri atıldı.

Parapsikoloji özellikle soğuk savaş yıllarında büyük ilgi gördü. Çünkü taraflar birbirine üstünlük sağlamak için sınır bilim çalışmalarına önem veriyorlardı. Bu dönemde diğer akademisyenlerde de parapsikolojiye karşı olumlu bir bakış açısı vardı. Sovyetlerde ve ona bağlı diğer ülkelerde duyu ötesi algı üzerine çalışmalar yapıldı. Alınan olumlu sonuçlar Amerika ve Avrupa’nın dikkatini tekrar bu alana vermesine neden oldu.

Günümüzde ise parapsikoloji araştırmaları daha çok Avrupa özellikle de İngiltere’de yapılmaktadır.Amerika’da parapsikoloji kürsüleri bu alanın sözde bilim olarak görülmesi sonucu teker teker kapıtılmıştır.Şu an Amerika’da parapsikoloji araştırmaları yapan sadece iki üniversite bulunmaktadır.Ancak şunu da belirtmemiz gerekir ki bu tarz araştırmalar gizli yürütüldüğünden biz anca buz dağının görünen kısmından haberdar olabiliriz.

Parapsikoloji Bilim midir?
İnsanın beş duyusunun ötesinde bir algılama kabiliyetine sahip olup olmadığına ilişkin incelemeler 20. yüzyılın başlarında büyük yoğunluk kazandı. 1923’de Amerikalı Psikolog Prof. Dr. J.B. Rhine’in kurduğu laboratuvar bugün dünyanın birçok bilim kuruluşuna kendini kabul ettiren bir dalın ilk tohumlarını atmış oluyordu: Parapsikoloji! Böylece diğer bilim dallarıyla açıklanamayan fakat birçok olayda kendini gösteren paranormal durumlar ve insanın beş duyu dışındaki algılamaları artık bilimsel olarak incelenmeye başlanmış oluyordu. Parapsikoloji, gerek SSCB’de, gerekse Amerika’da birçok üniversitede bir bilim dalı olarak okutulmakta ve bu konuda birçok kuruluş tarafından araştırma yapılmaktadır. California’daki John F. Kennedy Üniversitesi Parapsikoloji Bölümü’nün tanımına göre: “Parapsikoloji canlılar ile bunların çevresi arasında belirli etkilerin bilimsel olarak incelenmesidir.” Rusya, ABD, Çin, Japonya, İngiltere, Hollanda, Almanya, Fransa, İsviçre parapsikoloji araştırma merkezleri bulunan ülkelerdir.

Parapsikolojinin İlgilendiği Alanlar
Duyu Dışı Algılama (ESP), telekinezi, telepati, durugörü, psikometri, astral seyahat, hipnoz ve hipnoz altında ESP, rüyada ESP, levitasyon, alteraskopi, telemnezi, çakralar ve auralar, biyokozmik enerji ve psikotronik bilim, kirlian fotoğrafçılığı, radyestezi ve radyonik bilim parapsikolojik araştırma konularından bazılarıdır.

Dış dünyayı algılarken beş duyumuzu kullanırız. Fakat bazı durumlarda bu beş duyunun dışında da bir algılama gücü olduğunu bazen fark ederiz. Birçok insan bunun farkında değildir. Bazıları da çok az farkındadır. Bu duyusunu istediği zaman kullanabilecek düzeyde kontrol altına alabilenler de vardır. Geleneksel beş duyuyu kullanmadan dış dünyayı algılamaya,“Duyu Dışı İdrak” denir (DDİ). Halk arasında ise bu genellikle altıncı duyu olarak adlandırılır. Bu konuyla ilgili şöyle bir sınırlandırma getirilmiştir. Yaşandığı öne sürülen ve altıncı duyuyla ilgili bir deney şu iki koşula cevap verebilmelidir;

1) Deney, en azından dış dünya hakkında geçerli bir bilgiyi kapsamalıdır.
2) Bilgi, duyu organları ya da mantıksal tümdengelimden başka aracılar yoluyla alınmalıdır.

Altınca duyu temelde iki şekilde oluşur: Durugörü ve Telepati. Aslında bu iki olguyu birbirinden ayırmak bazen oldukça zordur. Fakat genel olarak telepati bir başkasının yaşadığı bir deneyin algılanmasıdır. Durugörü ise objektif olayların, örneğin, görüş alanı dışındaki cisimlerin algılanmasıdır.

Bazı Parapsikoloji Uygulamaları
ABD ve eski Sovyetlerde parapsikoloji konuları istihbarat örgütleri tarafından yoğun bir şekilde araştırılmıştır. 1970’lerde her iki ülkenin gizli servisleri, parapsikolojiyi kullanarak, birçok gizli bilgiyi elde etmişlerdi. 1976’da Sovyet istihbarat servisi KGB içinde Parapsikoloji birimi kuruldu. Amaç parapsikolojik çalışmalar yapmak ve bu yollarla istihbarat toplayıp, rejim aleyhindeki çalışmaları engellemekti. ABD, 2.Dünya Savaşı sonrasında parapsikolojik çalışmalar için 6 milyar dolarlık bir bütçe ayırmıştı. Pentagon’un “Medyum Teknolojik Risk Projesi” adı altında psişik güçleri olan Madam Zodiack’ı kullandığı ve Sovyetlerin denizaltı rotalarını tespit ettiği de yıllarca dile getirilen iddialar arasındaydı. 1970’li yıllarda CIA’ nın bünyesinde hipnoz ve telepati için kullandığı 7000 medyum çalışmaktaydı.

Parapsikolog Dr. Moln Ryzl, doğu bloku ülkelerindeki araştırmalarda amaçlanan hedefleri “Parapsikolojiyi casuslukta ve silah olarak orduda kullanmak, telepatik haberleşmeyle başka yıldız sistemlerinde bulunması mümkün akıllı varlıklarla irtibat kurmak, bilimin hızla gelişmesi bakımından haber alma ve bilgi aktarmada yeni yöntemler keşfetmek” olarak özetlemektedir. Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren bazı Avrupa ülkelerinde de bu tür çalışmaların yapıldığı bilinmektedir. Bu ülkelerden biri de eski Çekoslovakya’ dır. 1925 yılında Çek askeri yetkilileri, ordu içinde kullanılmak üzere “Durugörü, Hipnotizma, Manyetizma” adlı bir kitap bastı. Amaç askerleri bu konuda bilgilendirmek ve yeteneği olanlarını keşfetmekti. II. Dünya Savaşı sırasında bazı askerler hipnotize edilerek astral seyahat yoluyla düşman mevzileri ve sayıları hakkında oldukça doğru bilgiler alındı. Bu yolla bazı kayıp askerlerin cesetleri de bulundu. Çekoslovakya’da bu tür parapsikolojik çalışmaların gelişmiş olmasının nedeni ise bu ülkede Orta Çağ’dan gelen çok yaygın bir okült geleneğinin olmasıydı.

1951 yılında Londra’da büyük bir kiliseden, kralların taç giydiği dönemlerde kullanılan 50 kg ağırlığında bir taş çalınmıştı. İngiliz polisi hırsızları bulamadı. Sonunda Belçika’nın Anvers şehrinde yaşayan bir adamdan yardım istediler. Peder Harkos adındaki kişi geldi ve kilisede konsantre oldu. Daha sonra tarif ettiği adresin hırsızların alet satın aldığı dükkan olduğu anlaşıldı. Peder Harkos yeniden konsantre oldu ve hırsızların adreslerini doğru olarak verdi. Yakalanan dört kişi suçlarını itiraf etti.